Birçok ekipsel dramayla karşılaşan The Walking Dead ekibi yeni ve değişmiş bir kamera arkası kadrosuyla televizyonlara geri döndü. Uzun bir bekleyişin ardından geri gelen dizimiz yeni zombileriyle de izleyiciyi etkileyecek gibi bir görüntü çiziyor. Peki bizi bu sezon neler bekliyor? Spoiler vermeden anlatmaya çalışıcam.
Eğer Walking Dead izlediyseniz ya da haberleri biraz takip ettiyseniz Frank Darabont’un kovulmasıyla ilgili dramayı duymuş olmalısınız. Duymayanlar için kısaca bahsedelim; AMC kanalı ilk sezonun başlamasından önce tamamen kendileri tarafından ödeneği yapılan projede ikinci sezon için bütçenin 3.2M $’dan 2.7M$’a düşürüleceğini ve ikinci sezonu da 6 bölüm yapmak yerine 13 bölüm olacağını öngörmüştü. Yönetmen Frank Darabont (The Shawshank Redemption) ise başlangıçta bu durumu biliyor olmasına rağmen dizinin ilk sezon ilk bölümünün yayınlanmasından itibaren gördüğü büyük ilgi nedeniyle AMC’nin aldığı bu kararın değişeceğini varsaymıştı. Ama ne yazık ki tam olarak bu oldu. AMC söylediklerinden geri adım atmadı ve aynı koşulları uygulamaya çalıştı ancak yapımcı ekip ve özellikle Frank Darabont inandıklarının peşinden koşan bir edayla kanalla karşı karşıya geldi. AMC dizinin daha çok dışarıda sahnelerde değil de %50 dışarıda %50 içeride çekilmesini talep etti. Tabi bu bütçedeki düşüşü karşılamak için yapılacak bir hamleydi ancak Darabont ile kanal bu konuda anlaşamayınca savaşı kaybeden Darabont oldu.
The Walking Dead’i güzel yapan şey herşeyden biraz içeriyor olması. Duygusallık, karakterler arası drama, kan, gerçekçilik ve daha birçok şey. İlk bölüm ve gelecek birkaç bölüm Frank Darabont imzası taşıdığı ve Darabont sezonun ortasında terk ettiği için bu sezon başlangıcının başarısını yönetmene atamak yanlış olmaz herhalde. Özellikle Atalanta sokaklarında 150 zombi ekstrasıyla 4 günde çekilen o harika “zombi sürüsü” sahnesi seyir zevkimi yerine getirdi diyebilirim.Sezonun ilk bölümünün her anında dehşeti, korkuyu ve çaresizliği hissedebiliyorsunuz. Bana göre bu diziyi izlenir yapan şeylerden en önemlisi de bu faktörlerin yanında hiçbir karakterin kalıcı olmadığını, hepsinin ölebileceğini biliyor olmanız. Game of Thrones ile yavaş yavaş alışmaya çalıştığımız bu his Walking Dead’de geri dönüyor ve ilk bölümden aynı tadı alabiliyoruz. Bölümdeki her sahne bir şekilde bir anlam ifade ediyordu da diyebiliriz. Dolayısıyla sezonun ortasından itibaren nasıl bir sonuç çıkar tahmin edemiyor olsak bile bir süre daha dizimizin bu başarıda devam edeceğini düşünebiliriz.
Walking Dead’i ve zombilerini özlemiş miydik? Evet, şahsen ben özlemiştim ve bu ilk bölüm değdi diyebilirim. Zombiler. Onlar da değiştiler. Özellikle gözlerdeki değişiklik dikkatten kaçmıyor. İlk sezondaki zombilerin koşabilme özelliği ise bu sezonda da terk edilmemiş. İyi de olmuş, kararlılık açısından başarılı bir hamle diyebiliriz.Dizimizin göreceli olarak ana karakteri diyebileceğimiz Rick ise liderlik vasfı ve verdiği kararların getirdiği sorumluluk duygusu ve suçluluk duygusuyla mücadele etmeye devam ediyor. Ne kadar ilk bölümde bir sahne biraz abartılmış gibi gözükse de karakterin gelişimi açısından oldukça faydalıydı diyebilirim. Bazı karakterler şu an için diğerlerinden daha ilginç gözüküyor olsa da karakterlerin gelişiminde benim çok önem verdiğim gerçekçilik devam ettirilmiş ve bu bölümün benim onayımı almasının en önemli sebebi de buydu diyebilirim.
Son olarak ise oldukça yaratıcı bir sahne düşünülmüş. Hiçkimsenin beklemeyeceği anlar sinema dünyasında biraz popülerdir ama bu sahne biraz Frank tarzı izleyiciye “anlatmak”tan ziyade “hissettirmek” yüklüydü diyebilirim. Bu da sürpriz sonu daha etkileyici kıldı. Bir sonraki bölümlerde beklentilerin karşılanacağına göz kırpmak yapımcıların sık başvurduğu bir formüldür. The Walking Dead bunu çok ayarında yapıyor ve benden bu yazıyı yazdığım sırada sadece sezonun bir bölümü yayınlandığı için şimdilik olumlu not alıyor.
Bence Frank Darabont hangi bütçeyi istiyorsa AMC vermeliymiş. Bu denli rekorlar kırabilen günümüz televizyon sektöründe çok dizi yok sonuçta. Tamam daha kaliteli, başarılı başyapıtlar yok mu, tabiki var ama izleyicinin ilgisini çekebilecek malzemeler açısından düşündüğümüzde iş biraz değişiyor diyebiliriz.







